Türkiye’deki siyasi gelişmeleri ve Suriye ile Rojava’daki durumu derinlemesine incelemek için TKP MK PB eski üyesi ve Politika Gazetesi, Yeni Yaşam ve Yeni Özgür Politika yazarı Veysi Sarısözen ile bir röportaj gerçekleştirdik.
Rojava’daki son durumu nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda Sarısözen, bu gelişmelerin bir “son” olmadığını vurgulamayı öncelikli olarak önemsediklerini dile getirdi. Kürt özgürlük mücadelesinin Rojava ile kısıtlı olmadığını belirten Sarısözen, devrimci süreçlerin yalnızca bir alanda ya da ülkede zafer kazanamayacağını, bu zaferlerin de yenilgiyle sonlanamayacağını ifade etti.
Marksist-Leninist devrim ve devlet teorisinin, Ekim Devrimi sonrası elde edilen deneyimler ve “reel sosyalizmin” çöküşü ile ortaya çıkan yeni dünya koşullarında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Sarısözen, yenilenmenin devrimci sürecin anlaşılması açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Rojava’daki gelişmelerin, devrimci sürecin sadece “kurtarılmış bir alanda” zafer kazanamayacağını gösterdiğini ifade eden Sarısözen, bu olumsuz gelişmelerin zayıflık ya da “emperyalizme güvenme” gibi yüzeysel nedenlerle açıklanamayacağını, aksine bölgesel devrimci sürecin gerilemesine neden olan yeni olumsuz koşullarla ilgili olduğunu vurguladı.
Tarih boyunca devrimlerin, kapitalist dünya sisteminin güçlü dinamiklerine karşı geliştiğini ve bu devrimlerin mevcut sistem içindeki çelişkilerden faydalanarak başarılı olduğunu belirten Sarısözen, Rojava devriminin de uluslararası ve bölgesel emperyalist güçler arasındaki çelişkilerden yararlanarak başarılı olduğunu ifade etti.
İsrail-Hamas çatışması, ABD-İsrail ve İran arasında süregelen gerilimler ile BAAS rejiminin çöküşü, Ortadoğu’daki çelişkilerin ABD-İsrail lehine şekillenmesine sebep olduğu için devrimci süreçlerin savunmaya geçmesine neden olduğunu belirten Sarısözen, bu durumun Rojava devriminin karşılaştığı saldırıları daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını söyledi.
Rojava’daki YPG güçlerinin, Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelere yönelik stratejik bir çekilme gerçekleştirdiğini ve şu anda Kobane’nin abluka altında olmasına rağmen cesur bir direniş gösterdiğini belirten Sarısözen, Haseke’nin de ayakta kaldığını vurguladı. Ayrıca, Türkiye’nin iktidar çevrelerinin Rojava’nın çeşitli kantonlarını işgal ettiğini ve Kobane’ye yönelik intikam almak amacıyla Colani rejimini desteklediğini ifade etti.
Bu şartlar altında, Kürt ulusal birliği yönünde önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Sarısözen, Başur Kürdistanı’ndaki Hewler ve Süleymaniye bölgelerinde kitlesel dayanışmaların ortaya çıktığını belirtti. Dünyanın pek çok yerinde, şimdiye kadar görülmemiş ölçekte protesto gösterileri düzenlendiğini ve dört parça Kürdistan halkının Batılı ülkelerin halklarıyla bir araya geldiğini ifade etti. Son olarak, Bakur’daki halkın, çözüm sürecinin geleceği adına “beklemeye” girmediklerini, onbinlerce insanın Nusaybin ile Kamışlo arasındaki sınır tellerini yıkarak Rojava halkıyla buluştuğunu aktardı. Bu görüntü, Kürt özgürlük hareketinin öncülüğündeki dayanışmanın ne denli güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.