İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi: ‘Sokak emekçileri hakları için örgütlenmeli’

Emirhan Durmaz

İZMİR – İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 15-21 Mart tarihlerinde düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nde konu başlıklarından birisi de “sokak iktisadı” oldu. Sokak emekçilerinin, temsilcilerinin ve akademisyenlerin yer aldığı çalıştaylarda ise güvencesizlik ve kayıt dışılık gibi sorunlar, seyyar emeğin talepleri ve değerlendirilmesi gereken alanlar gündem haline getirildi.

Bahse konu çalıştayın mimarlarından olan Psikoloji ve Felsefe Uzmanı Prof. Dr. Kamuran Elbeyoğlu ve Sokak Ekonomisti Dr. Osman Sirkeci ile sokak emekçilerinin temel sorunlarını ve sunumlarındaki ana vurguları konuşmak üzere bir araya geldik.

‘BAŞAT SORUN GÜVENCESİZLİK’

Kişinin arzu ettiği bir işte çalışmasının ve onurunu koruyacak bir gelir ile yaşamını sürdürmesinin en temel insan haklarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kamuran Elbeyoğlu, sokak emekçilerinin en temel meselesinin güvencesizlik olduğunu şu sözlerle aktardı: “Seyyar emekçiler günübirlik yaşamak durumunda kalıyorlar. Hastalanıp sokağa çıkamadığında o gün geliri yok. Devletten alabileceği iki kuruşları yok. Kendileri yahut çocukları hastalandığında sağlık hizmetlerine sigorta kapsamında erişimleri yok. Bu bağlamda hukuki ve sosyal güvencelerinin sağlanması sokak emekçilerinin hayati sorunudur.”

Kamuran Elbeyoğlu

Öte yandan konuya ilişkin Dr. Osman Sirkeci, “Dağınıklık ve ölçülememe sebepleri ile sokak emekçileri yok sayılıyorlar. Lakin, yüzde 95’i kayıtsız olmakla birlikte dünya üzerinde yüze yakın seyyar emek faaliyeti ve 2 milyar sokak emekçisi var. Üstelik onlar, kent hayatının merkezinde olan insanlar. Kayıt dışına itilme bir yandan emeğin değersizleştirilmesine ve daha kolay sömürülmesine sebep olurken bir diğer yandan onları istismara ve çetelere teslim edilmeye itiyor” diye konuştu.

‘SOKAK EMEKÇİLERİ ÖTEKİLEŞTİRİLEN GRUPLARDAN BİRİSİDİR’

Sokak emekçilerinin tıpkı kadınlar, LGBTİQ+ bireyler, azınlıklar ve mülteciler gibi geniş çaplı bir ötekileştirmeye maruz kaldığını ifade eden Elbeyoğlu, “Maalesef, sokaklardaki insanları uyumsuz ve suça yatkın olarak değerlendirme eğilimindeyiz. Öyle ki, ABD’de siyahiler üzerinden yürütülmüş bir çalışma vardı. Metro istasyonunda bir beyaz ve bir siyah çocuk bayılma numarası yapıyor ve beyaz çocuğun başına daha fazla insan daha kısa sürede toplanıyordu. Aynı çalışmanın sokaktan bir çocuk ile orta sınıf bir çocuk üzerinden yürütülmesi halinde Türkiye’de benzer bir sonuç ortaya koyacağı inancındayım” diye konuştu.

‘SOKAKLAR DEMOKRASİNİN BEŞİĞİDİR’

Kongrede yaptığı sunumun üç ana bağlamda ilerlediğini aktaran Elbeyoğlu, bunlardan ilkinin sokak emeğinin değersizleştirilmesi olduğunu söyledi: “Neoliberal düzende sokak emekçilerinin yeri yok. Kayıt dışılık ve artı değer üretmiyor oluşları gibi sebeplerle sokak emekçileri kapitalizm açısından kıymetsiz görülüyor. Bu noktada sokak emekçileri parya sınıfı gibi konumlandırılıyor.”

İkinci bağlamda ise sokak ekonomisinin doğayla bütünleşik olduğundan bahseden Elbeyoğlu, “Sokak ekonomisi insan-doğa etkileşimine dayalı, doğayla bütünleşik, sosyal paylaşım ve dayanışma ekonomisidir. Örneğin atık toplayıcılarından yahut bit pazarlarından bahsedelim. Buralarda dönüşüm ve dayanışma söz konusudur” ifadelerini kullandı.

Sunumunun son bağlamına değinen Elbeyoğlu “sokaklar demokrasinin beşiğidir” dedi ve şunları söyledi: “Bir kenti kent yapan gökdelenler değil sokaklarıdır. Bu sebeple demokrasiyi kuracaksak sokaklardan kuracağız. İsmail Hakkı Tonguç, sandığa oy atmak oyundan demokrasi iken, esas demokrasi çiftçinin, işçinin ve emekçilerin durumunu sağlama almaktır, der. Yani gerçek demokrasi, siyasi demokrasinin ekonomi ile desteklenmesi ile mümkündür. Ücretlilerin ekonomik bağımlılıklarından ve açlık sınırından kurtulması, ekonomik ve siyasi kararlara doğrudan katılımı ve güvencelerine kavuşmaları hayati önem arz etmektedir.”

‘SOKAK EMEĞİNİN DÜNYA EKONOMİSİNE KATKISI ABD’DEN DAHA FAZLA’

Sokak emeğinin küresel ve ulusal katkılarına değinen Dr. Osman Sirkeci, “İşsizlik dediğimiz olgu kapitalizmin bir açmazı ve kronik bir başarısızlığıdır. Bununla beraber Türkiye’de sokak emeğinin öz gücüyle yarattığı istihdam rakamı ise 8 milyondur” diye konuştu. Öte yandan, sokak emekçilerinin gayri safi hasılaya katkılarına da değinen Sirkeci, “Türkiye açısından sokak emeğinin yarattığı katma değer 1 trilyon Türk Lirası’dır. Bu rakam ise yüzde 7’ye tekabül etmekte. Bununla birlikte küresel ölçekte ise dünya ekonomisine katkısı 30 trilyon dolardır. Yani dünya ekonomisinin yüzde 30’una tekabül eden bu veri gösteriyor ki sokak emeğinin dünya ekonomisine katkısı 25 trilyon dolar katkı üreten ABD’den daha fazladır” ifadelerinde bulundu.

Osman Sirkeci

‘ESNAF BAKANLIĞI GİBİ BİR KAZANIM ELDE ETTİK’

Kasım ayından bu yana yürütülen çalışmalarının karşılık bulduğunu ve sokak ekonomisi olmaksızın ikinci yüzyılın iktisadının anlaşılamayacağının görünür hale geldiğini aktaran Elbeyoğlu, “Seyyar Satıcılar Derneği Başkanı Evren Laçin 12 maddelik talepler listesi sundu. Bunlardan birisi de bir ‘esnaf bakanlığı’ ve yerelde de belediyeler içerisinde ‘esnaf daire başkanlıkları’ kurulması idi ve bu maddemiz en önemli kazanımımız olarak kabul aldı” şeklinde konuştu. Öte yandan, başlarda ‘kayıt dışı’ olmaları sebebiyle Tüccarlar ve Sanayiciler Grubu tarafından kongrede gerekli görülmediklerinden bahseden Elbeyoğlu, “12 maddelik liste içerisinde dijital bir kayıt sistemi geliştirilmesi ve bununla birlikte sokak emekçilerinin kayıt altına alınmaları talebi de yer alıyordu. Ancak Tüccarlar ve Sanayiciler Grubu tarafından reddedildi” ifadelerinde bulundu.

‘HAKLARA KAVUŞMAK İÇİN ÖRGÜTLENMEK GEREKİYOR’

Sokak emekçilerinin taleplerinin dile getirilmesinin ve çalıştaylara konu olmasının paydaşlar ve sahadaki aktörler arasında yankı uyandırdığını dile getiren Sirkeci, “Oluşan yankı bir güce dönüştü ve oluşan gücün Türkiye’de emekten ve demokrasiden yana kitleleri bu meseleye daha duyarlı hale getirdiğini görüyoruz, bu oldukça kıymetli bir kazanım” dedi. Ardından sözlerini örgütlülüğünün mahiyeti ile tamamlayan Dr. Osman Sirkeci, “Güvencelere erişim için kayıt altına alınmak hayati ve şarttır. Ancak tabi ki her şey kayıt değildir. Kayıt dışılık, güvencesizlik, sömürü ve istismarın son bulması ancak ve ancak örgütlülükten geçiyor. Sokak emekçileri kendi birlikteliklerini ve örgütlerini kurmalılar” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir